Ergenlerde Mükemmeliyetçilik
- Zeynep Okur Guner, PhD

- 3 gün önce
- 3 dakikada okunur

Curran ve Hill’in (2019) tanımına göre "Mükemmeliyetçilik, kişinin kendisi için gerçekçi olmayan derecede yüksek standartlar belirlemesi ve performansını aşırı eleştirel bir şekilde değerlendirmesiyle karakterize edilen bir eğilimdir." Araştırmalar, özellikle ergenlik döneminde mükemmeliyetçiliğin son kırk yılda dikkat çekici biçimde arttığını gösteriyor. Birleşik Krallık'ta yapılan geniş kapsamlı bir araştırmaya göre gençlerin %85,4'ü mükemmeliyetçi eğilimler gösterirken, bunların %52'si bu eğilimlerin ruh sağlıklarını olumsuz etkilediğini ifade ediyor.
Burada önemli bir ayrımı yapmak gerekir: Mükemmeliyetçilik ile en iyisini yapma çabası aynı şey değildir. En iyisini yapmaya çalışan çocuklar hata yaptıklarında esneklik gösterebilir, yaşadıkları deneyimden öğrenebilir ve gelişime odaklanabilirler. Mükemmeliyetçi çocuklar ise kusursuz ya da kusursuza yakın sonuçlar elde etmeyi zorunluluk olarak görürler. Hata yapmaktan, eleştirilmekten veya yetersiz görünmekten yoğun kaygı duyarlar.
Brene Brown, mükemmeliyetçiliğin temelinde üç güçlü motivasyonun bulunduğunu söyler: memnun et, başarı kazan ve kusursuz ol (please, perform and perfect). Bu nedenle mükemmeliyetçilik, ergenlik dönemindeki kız çocuklarında erkeklere kıyasla daha sık görülür. Çünkü kız çocukları, gelişimsel ve toplumsal nedenlerle, yaşamlarındaki yetişkinleri memnun etmeye daha fazla önem verme eğilimindedir.
Mükemmeliyetçilik Nasıl Gelişir?
Mükemmeliyetçiliğin tek bir nedeni yoktur. Genetik yatkınlık önemli bir rol oynarken, ebeveynlerin tutumları ve çocuklarına verdikleri mesajlar da bu eğilimin gelişmesinde etkilidir. Çocuklar yalnızca söylediklerimizi değil, kendimize nasıl davrandığımızı da gözlemlerler. Sürekli kendini eleştiren, hata yapmayı kabul etmekte zorlanan veya kendi başarılarına aşırı önem veren ebeveynler, farkında olmadan çocuklarına benzer düşünce kalıplarını modelleyebilirler.
Bunun yanında verdiğimiz bazı mesajlar oldukça ince ve istemeden iletilmiş olabilir. Örneğin Stixrud ve Johnson'ın da belirttiği gibi, çocuğun başarılarını sürekli ön plana çıkarmak, onun zamanla "Başarılarım, olduğum kişiden daha önemli." şeklinde bir inanç geliştirmesine yol açabilir.
Mükemmeliyetçiliğin Kısır Döngüsü
Mükemmeliyetçilik çoğu zaman kendi kendini besleyen bir döngü oluşturur.
Örneğin bir kız çocuğu okul başarısıyla ilgili kaygı duymaya başlar. Bu kaygıyı azaltmak için ödevlerine, sınavlarına ve projelerine gereğinden çok daha fazla zaman ayırır; sürekli çalışır, defalarca kontrol eder ve aşırı hazırlanır. Dr. D'Amour bu durumu "kölece hazırlık" (slavish over-preparation) olarak tanımlıyor. Bu aşırı hazırlık kısa vadede üç önemli sonuç doğurur:
Kaygıyı geçici olarak azaltır.
Yüksek notlar getirdiği için başarı hissi yaratır.
Ebeveynlerden ve öğretmenlerden takdir görmesini sağlar.
Dolayısıyla mükemmeliyetçilik güçlü bir ödüllendirme sistemiyle beslenir. Kısa vadede işe yarıyor gibi görünse de uzun vadede ciddi psikolojik maliyetler doğurur.
Neden Zararlıdır?
Mükemmeliyetçilik, "ya hep ya hiç" düşünce biçimi üzerine kuruludur. Mükemmeliyetçi bir çocuk ya her zaman kusursuz olmalıdır ya da kendisini tamamen başarısız hisseder. Arada kalan başarılar onun için yeterli değildir. Oysa gerçek yaşam böyle işlemez. Hiç kimse eğitim hayatı boyunca her sınavdan tam puan alamaz. Ancak mükemmeliyetçi bir çocuk için, tüm sınavlardan 100 alırken yalnızca bir sınavdan 88 hatta 92 almak bile büyük bir başarısızlık gibi hissedilebilir. Bu gerçekçi olmayan beklentiler çocukların üzerinde sürekli bir baskı oluşturur ve kaygı düzeylerini artırır.
Buna ek olarak, yoğun olumsuz iç konuşmalar ("Yeterince iyi değilim.", "Daha fazlasını yapmalıydım.") ve kişinin kendisini acımasızca eleştirmesi zaman içinde özsaygıyı zedeler; depresyon ve anksiyete gelişme riskini artırır. İlkokul ve ortaokul yıllarında bu sistem çoğu zaman yüksek akademik başarıyla sonuçlanabilir. Ancak lise yıllarında ders yükü belirgin şekilde arttığında aynı strateji sürdürülebilir olmaktan çıkar. Aşırı hazırlanmaya devam eden gençler zamanla ağır bir iş yükünün altında ezilmeye başlayabilirler. Akademik başarılarını koruyabilmek için uykularından fedakârlık eder, yoğun kafein tüketmeye başlayabilirler. Ne yazık ki hem uyku yoksunluğu hem de aşırı kafein tüketimi kaygı ve depresyon belirtilerini daha da artırabilir.
Mükemmeliyetçiliği Ciddiye Almalıyız
Tüm bu nedenlerle mükemmeliyetçilik; klinik düzeyde anksiyete, depresyon ve yeme bozuklukları açısından önemli bir risk faktörüdür. Hatta araştırmalar, mükemmeliyetçiliğin yeme bozukluklarını öngören en güçlü psikolojik özelliklerden biri olduğunu göstermektedir.
Bu nedenle ebeveynler olarak çocuklarımızdaki mükemmeliyetçi eğilimleri erken dönemde fark etmek ve bunları yalnızca "çalışkanlık" ya da "disiplin" olarak değerlendirmemek büyük önem taşır. Mükemmeliyetçilik çoğu zaman dışarıdan bakıldığında yüksek başarı, düzen ve sorumluluk gibi olumlu özelliklerin arkasına saklanabilir. Ancak çocuğun iç dünyasında yoğun kaygı, başarısızlık korkusu ve kendine yönelik sert eleştiriler olabilir.
Bir Sonraki Yazıda...
Bir sonraki yazımda, evde çocuklarımızı mükemmeliyetçilikle mücadele ederken nasıl destekleyebileceğimizi, başarı ve başarısızlığa daha sağlıklı bir bakış açısı geliştirmelerine nasıl yardımcı olabileceğimizi ve günlük yaşamda uygulayabileceğiniz pratik önerileri paylaşacağım.
Kaynaklar:
Brown B., (2010), The Gifts of Imperfection, Hazeldon, NY
Curran T., Hill P., (2019), “Perfectionism is Increasing Over Time: A Meta-Analysis of Birth Cohort Differences from 1989 to 2016”, Psychological Bulletin, 145(4), pp 410-429
Stixrud W., Johnson N., (2021), “What Do You Say? How to Talk with Kids to Build Motivation, Stress Tolerance and a Happy Home”, Penguin Life, NY
D’Amour L., (2019), “Under Pressure: Confronting The Epidemic of Stress and Anxiety in Girls”, Random House, NY



Yorumlar